
Sabahları uyandığınızda yan odadan gelen ağlamakla nazlanmak arasında kalmış bir miyavlama uyandırır sizi. " Sabah sabah niye zırlıyorsun yine " diyerek bir hışımla kalkarsınız. Adı üstünde sabah sabah.. Sinirlisinizdir.
Kapıyı açtığınızda kocaman gözleriyle bakar size. Bıyık altı gülmek dedikleri bir gülümseyiş vardır nemli burnunun altında. Açtır ya ondandır bu edalı nazlı duruşu, masum bakışları. Sizin kedinizdir o, bir nevi çocuğunuz. Anne şevkati dolar içinize. Gülümsersiniz.
Yemeğini yemiş suyunu içmiş bir kedi uyumaya ya da yalanmaya hazır bir kedidir. Karnı doymuştur artık sizle işi kısmen bitmiştir.

Evin en güzel köşesi neresidir diye soran bir misafirinize " lütfen bu soruyu bana değil kedime sorun " diye yanıtlarsınız.
Canı oyun istediğinde kaçarınız yoktur. Siz istemeseniz de dahil eder oyununa. Bazen ayakkabı bacığınız kurban seçilir bazen yıllardır kırılmasın diye uğraşıp didindiğiniz saçınız.
Kedi sahibi olmanın en güzel yanlarındandır evde hiç sinek olmayışı. Onun oyunu sizin hayat kurtarıcınızdır.
Meraklıdır bu masum görünümlü tilkiler. Halı altları, koltuk kenarları, dolap üstleri.. Nerde ne zaman bir küçük hareket olsa onlar ordadır kocaman gözleriyle.
Açık camlarda aralık kapılardadır akılları. Gözlerinizi üzerinden çekmenizi beklercesine fırsat kollar. Kaçmak değildir amacı oyundur. Hayatı ne kadar ciddiye aldığınızı yüzünüze haykırır gibi nispet yapar size.
Siz "aman masraf olmasın ben kendi kendime iyileşirim doktora gitmeyeyim" derken kediniz veterinerden çıkmaz. Bir de üstüne kapris yapar.
Kedi sahipleri çok iyi bilirler nankörlük olarak görülen şeyin aslında onların kişiliği olduğunu. Bir duruşu vardır her zaman. Farklı bakışları bir şeyler anlatan..
Siz "gel" dediğinizde gelmez. Canı ister gelir, keyfi gelir gelir, ihtiyacı vardır gelir.

Kedilerle yaşamak zor meziyettir. Gururlu ve burnunun dikine yaşayan bu tipler pek arzu edilmeyen ev arkadaşı karakterine sahiptir. Ayrıca hiç bir işe yardımcı olmadığı gibi size temizlenmesi gereken bir kaka kutusu, doldurulması gereken mama ve su tabağı sorumluluğunu ilk günder yükler.
Angel şimdiki adıyla İncir hayatımıza girdiğinde 4-5 aylıktı. Nerden bilebilirdik ki bir gün bu ailenin gerçek bir bireyi olacağını..
İlk geldiği akşam korkup gögsümde uyuyan bu cadının şimdi koltuğun en şık yerini kimseye kaptırmayacağını..
Dün eşimle konuşurken farkettim. Ailenin bu sevimli tilkisi için artık bir şeyler yazma vaktinin geldiğini.
Evde geçen sakin bir pazarın ardından birbirimize ne kadar alıştığımızı ve aslında evdeki L koltuğun bir ucunun eşime diğer ucunun İncire ait olduğu gerçeğini gördüm.
Aslında hayvanlara olan tutkumu daha çok küçükken farketmiştim ben. Babamın lokantasında, şuan cinsini hatırlamamın mümkün olmadığı kocaman bir köpek üstüme atladığında ve Didim'deki yazımı rezil ettiğinde. İtiraf etmeliyim korkmuştum ama karnımdan yediğim iğneler ondan nefret etmeme neden olmadı.
Ben hiç bir zaman sadece bir kedi sever ya da sadece bir köpek sever olmadım. Mümkün olsa hepsiyle yaşamaya hazırdım ya işte kader.. Ailede hep birilerinin alerjisi oldu.
Zamanla işler değişti.
Şimdiyse eski sevgilim- yeni kocam ve İncir bana nispet yaparcasına yatıyordu kanepemde. Huzurlu bir pazarın sessiz tanıklarını oynuyorlardı bu sahnede. Az sonra uyanacak olan bu masum duruşlu uyuyan güzeller aç birer kurta dönüşeceklerdi.

Hayvanlar sahiplerine benzer diye bir yerlerde okumuştum. Sonradan hak verdiğim bu gerçek şimdi karşımda duruyordu.
Kediler ve Eşler diye bir film yapılmaya karar verilse en iyi oyunculara taş çıkaracaklarına eminim.
İncir bu ailenin ferdi olduğundan beri çok şey değişti hayatımda.
Sabahları sevgili öpücüğüyle uyanmanın yerini suratıma kafasını sürten nemli bir burun, Zili çaldığımda iki bacaklı sevgilimden daha önce kapıya koşan dört bacaklı bir dost, Yediğim her lokmayı kilo almayayım diye sayan annemin yerine acaba ona da verir miyim diye bakan kocaman iki göz, Tuvalette gazete yerine kucağıma atlayan bir çift pati..
Kedim..
En iyi dostum..
Büyümeye direnen yanım..
